Başkası Lehine Sigortada Primin Üstlenilmesi ve Uygulamadaki İhtilaflar

Der rechtsverbindliche Originaltext dieser Veröffentlichung ist auf Türkisch verfügbar. Eine geprüfte Übersetzung liegt noch nicht vor.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 1430. Maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere sigorta ettiren, sözleşmeyle kararlaştırılan primi ödemekle yükümlüdür. Aksine sözleşme yoksa sigorta primi peşin ödenir. Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.

Sigorta primi kural olarak nakden ödenir. Sigorta priminin ilk taksidinin sigorta ettiren tarafından nakden ödenmesi ile artık sigorta sözleşmesi yürürlüğe girmiş ve sigortacı rizikoyu üstlenme yükümü altına girmiştir. Sonraki primlere ilişkin kambiyo senedi verilmesi halinde bu kambiyo senetlerinin tahsiline kadar geçen sürede riziko gerçekleşir ise sigortacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Burada ikili bir ayrıma gidilerek değerlendirme yapılması gerekir.

Birinci ihtimalde, sigorta priminin ilk taksidi nakden ödenmiş ve diğer primlerin ödeme zamanı henüz gelmeden riziko gerçekleşmiş olabilir. TTK 1431/3 maddesine göre, sigorta priminin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde, riziko gerçekleşince, ödenecek tazminata veya bedele ilişkin primlerin tümü muaccel olur. Bu halde, kambiyo senetleri üzerinde yer alan ödeme tarihleri henüz gelmese dahi primlerin tümü muaccel hale geleceğinden artık sigortacı TTK 1431/5 maddesine göre ödeyeceği tazminattan prim tutarlarını mahsup etme hakkına haiz olur. Ancak, sigortalı ile sigorta ettirenin farklı kişiler olduğu (başkası lehine yapılan sigortalar) durumlarda prim ödeme borcu sigorta ettirene ait olduğundan TTK 1480. Maddesi uyarınca sigortacı muaccel olan prim borçlarını sigortalıya ödeyeceği tazminattan mahsup etme yoluna gidemez. Devam eden taksitlere yönelik sigorta ettiren tarafından kambiyo senetleri düzenlenmiş olması halinde de, kambiyo senetleri üzerinde yer alan ödeme tarihleri ve dolayısı ile devam eden prim taksitleri gelmediğinden TTK 1431/4 maddesi de uygulamaya girmeyecektir. Bu halde sigortacı artık muaccel olan prim borcuna yönelik sigorta ettirene karşı hukuki yollara başvurabilir.

İkinci ihtimalde ise, devam eden prim taksitleri veya kambiyo evrakları üzerinde yer alan ödeme tarihleri gelmiş ve tahsil gerçekleşmemiş olabilir. Riziko ise primin borcunun tahsiline çalışılan süre içerisinde gerçekleşebileceği gibi sonrasında da gerçekleşebilir. Öncelikle belirtmek gerekir ki izleyen taksitlerin ödeme zamanı, miktarı ve priminin vadesinde ödenmemesinin sonuçları, poliçe ile birlikte yazılı olarak sigorta ettirene bildirilmesi veya poliçede bu şartların yazılması gereklidir. Başkası lehine yapılan sigortada, prim borcu tahsil edilememiş ve aleyhine yapılan takip semeresiz kalmışsa, zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtar, bu durumun sigortacı tarafından kendilerine bildirilmesi halinde, primi ödemeyi üstlenirlerse sözleşme bu kişilerle devam eder; aksi halde, sigortacı sigorta ettirene karşı sahip olduğu hakları kullanır.

Türk Ticaret Kanunu 1434. Maddesinde yer alan düzenleme bu ikinci ihtimalde uygulama alanı bulacaktır. TTK 1431. maddeye uygun olarak istenilen sigorta primini ödemeyen sigorta ettiren mütemerrit olur. İzleyen primlerden herhangi biri zamanında ödenmez ise, sigortacı sigorta ettirene, noter aracılığı veya iadeli taahhütlü mektupla on günlük süre vererek borcunu yerine getirmesini, aksi halde, süre sonunda, sözleşmenin feshedilmiş sayılacağını ihtar eder. Bu sürenin bitiminde borç ödenmemiş ise sigorta sözleşmesi feshedilmiş olur. İşte bu noktada bazı sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yine 1434. Maddenin 2. Fıkrasında yer alan sigortacının cayma hakkına ilişkin düzenleme de değerlendirilmelidir.

Sigorta sözleşmesinde sigortacının, 1434. Maddesine göre primin tahsil edilemediğini, on günlük süre içerisinde prim ödeme borcunu ödemesi gerektiğini sigorta ettirene bildirdiğini düşünelim ve farklı ihtimaller dikkate alınarak uyuşmazlığı derinleştirelim.

Sigorta ettiren on günlük süre içerisinde prim ödeme borcunu yerine getirmez ve TTK 1434/3 düzenlemesi uyarınca sözleşme feshedilmiş sayılır. Burada ayrıca sigorta ettiren aleyhine başlatılan takibin semeresiz kalması şartı aranmamaktadır. Başkası lehine yapılan bir sigorta söz konusu olduğunda sigortacının zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtara yapacağı bildirim için bir diğer şart ise sigorta ettiren aleyhine yapılan takibin semeresiz kalması olduğundan, sigortacı on günlük sürede sigorta ettiren tarafından primin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olacağı gerekçesi ile zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtara bildirim yapmaktan imtina eder ve riziko gerçekleşir ise sigortalı veya lehtara yönelik tazminat ödeme yükümü değerlendirilmelidir. Primin ödenmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş sayılması ile başkası lehine yapılan sigortada primin üstlenilmesi bildirimi için takibin semeresiz kalması gereğinin uygulamada yarattığı çelişki karşısında, sözleşmenin ayakta tutulması amacıyla sigortacıya zorunlu olmamasına karşın sigorta ettiren aleyhine bir takibe girişme yükümü getirilmesi veya takibe girişmeksizin primi üstlenebilecek kişilere bildirim yapılması muhtemel çözüm yolları olarak görülebilir. Sözleşmeler hukuku genel kuralları uyarınca taraflara yüklenen sorumluluklardan birisi de, sözleşmenin ayakta tutulması için gerekli çabanın harcanması ve sözleşmenin feshinin son çare oluşu ilkeleridir. Bu kapsamda sigortacı, bildirime rağmen prim ödenmez ise tahsili için bir icra takibine girişebilir ve sözleşmeyi ayakta tutmak isteyebilir. Bu halde dahi TTK 1434/2 maddesinde yer alan cayma hakkını kullanmak isteyebilir. Tahsil gerçekleşmez ise sigortacı primi üstlenebilecek olan kişilere bildirimde bulunmak isteyebilir. Sigortacının bu iradesi karşısında artık sözleşmenin feshedilmiş sayılmış olduğunun kabulü sigorta hukukunun amacı ve ruhuna uygun düşmeyecektir. Sigortacının takibe girişmesi bir zorunluluk arz etmediğinden, primi üstlenebilecek kişilere karşı takibe girişmeksizin yapacağı bildirim üzerine bu kişilerce takibin semeresiz kalmadığı veya takibe girişilmediği yönündeki bir savunma ile haklarının saklı tutulduğunun bildirilmesi de yine sigortacının sözleşmenin ayakta tutulması iradesine karşı hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğurabilir.

Bu sonuç itibariyle sigortacı, başkası lehine yapılan sigortada zarar sigortalarında sigortalı, can sigortalarında lehtara yapacağı bildirimden imtina ederek primin ödenmediği gerekçesiyle sözleşmenin feshedilmiş sayılması gerektiğini ileri sürerek gerçekleşen riziko neticesinde tazminat ödemez ise sigortalı veya lehtar, TTK 1431/3 maddesi kapsamında bildirimde bulunulmadığından feshin kendilerini bağlamadığını sigortacının kusuru ve sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürebilirler. Gerçekten de bu bildirimin yapılmaması sigortacıyı kusurlu hale getirecektir. Sigortacı bildirimde bulunur fakat takibin semeresiz kalmadığı veya takibe hiç girişilmediği iddiası ile karşı karşıya kalır ise artık primin ödenmediği ve sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı bu kişilerce bilindiğinden artık tazmin yükümünün ortadan kalktığı veya müterafik kusur bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Zira, sigortacıya bu halde iradesi bulunmamasına karşın sözleşmenin devamı için kanunda düzenlenmeyen ek bir külfet getirilmesi ve kanundan kaynaklanan haklarının kullanılmasının engellenmesi yerinde olmayacaktır.