The authoritative legal text of this publication is available in Turkish. A reviewed translation has not yet been issued.
Uygulamada, “İmar affı” veya “İmar barışı” isimleriyle nitelenen kurum ile ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması amaçlanmış ve İmar Kanunu’na geçici 16. Maddesi eklenmiştir.
3194 sayılı İmar Kanunu Geçici 16. maddesinin ilk fıkrasına göre;
“Afet risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31.10.2018 tarihine kadar başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31.12.2018 tarihine kadar kayıt bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına göre kaydedilir...”
Geçici 16. maddede belirtilen başvuru ve kayıt bedeli ödeme süresi 538 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile uzatılmıştır. Bu karar ile, başvuru süresi 15.06.2019 tarihine, kayıt bedelinin ödenmesi ise 30.06.2019 tarihine uzatılmıştır.
İlgililer tarafından başvurunun usule uygun şekilde gerçekleştirilmesi ve bedelin ödenmesi halinde “Yapı Kayıt Belgesi” düzenlenmektedir. Bu belge ile yapının bulunduğu taşınmazın imar planı notuna veya niteliğine bakılmaksızın, yapının imar mevzuatına aykırı bulunmadığı ve yapı sahibine bir kısım hakları belirli bir süre ile tanıdığı tartışmasızdır. Bu anlamda “Yapı Kayıt Belgesi” ile yapı sahibine tanınan en önemli haklardan biri de İmar Kanuna Muhalefet Suçunun ortadan kalkması ve yapının yıkımı kararı verilmemesidir.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. Maddesine göre;
“Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshası da muhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.”
Yukarıda yer verilen düzenleme dışında yine 42. Madde ile imar mevzuatına aykırı yapılarda kişilere farklı oran ve miktarlarda idari para cezasına hükmedilmektedir.
06.06.2018 tarihli 30443 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Tebliğinin 6. Maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca “Yapı Kayıt Belgesi” verilen yapılarla ilgili 3194 sayılı Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir. İlgili düzenlemede yıkım kararı ve idari para cezası yönünden düzenleme bulunmaktadır. İncelenmesi gereken husus ise 5237 sayılı TCK 184. Maddesinde düzenlenen suça yönelik fiillerin neticelerinin ortadan kalkıp kalkmayacağıdır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 184. Maddesinde yer alan “İmar kirliliğine neden olma” fiili uyarınca;
(1) Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(4) Üçüncü fıkra hariç, bu madde hükümleri ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır.
(5) Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar.
Yapı kayıt belgesi ile her ne kadar yapı ruhsatlı hale gelmemekte ve imar planına uygun hale gelmemekte ise artık yapının yasal hale geldiği kabul edilmelidir. Bir diğer anlatım ile Yapı Kayıt Belgesi, yapıyı belirli sınırlar içerisinde ve geçici bir süre ile imar mevzuatına uygun hale getirdiğinden artık imar kirliliğinin meydana gelmediğinin kabulü gerekir. Bu anlamda yapı kayıt belgesi TCK 184/5 hükmü kapsamına girmekte ve bu suçtan yürütülen soruşturmaları, kovuşturmaları ve mahkumiyet kararlarını etkilemektedir.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 10.07.2018 tarihli 1552/2981 E.K. sayılı kararında da yapı kayıt belgesi alınması halinde artık yapının yasal hale geleceği belirtilmiştir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi 20.09.2019 tarihli 2831/11485 E.K. sayılı kararı ile de İmar Kirliliğine Neden Olma Suçuna ilişkin davada Yapı Kayıt Belgesi alınıp alınmadığının araştırılması ve sanığın hukuki durumunun buna göre değerlendirilmesi gerektiği karar altına alınmıştır.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi 29.11.2018 tarihli 144/132 E.K. sayılı kararı ile istinaf incelemesi neticesinde; Yapı Kayıt Belgesi alınarak kanuna aykırılığın ortadan kalkması nedeniyle sanık hakkında verilen düşme kararının yerinde olduğuna karar verilmiştir.