Osmanlı Devleti’nde Sigorta ve Tarihi

The authoritative legal text of this publication is available in Turkish. A reviewed translation has not yet been issued.

Dünyada sigortacılık, gelişimini 18 ve 19. Yüzyıllarda tamamlamıştır. Orta çağlarda uzun mesafe ticaretinde uzmanlaşan İtalya’da ortaya çıkan deniz (nakliyat) sigortası ancak 18. Yüzyılın sonlarında uluslar arası bir standarda kavuşabilmiştir. Yangın sigortasının gelişmesinde 1666 da Londra kentinde meydana gelen yangının bıraktığı etkiler neticesinde Londra’da 1710’da Sun Fire Office 1720’de London Assurance ve Royal Exchange, Fransa’da 1786’da Incendie kurulmuştur. Hayat sigortası ise İngiltere’de 16. yüzyıldan itibaren uygulanırken, asıl gelişim sanayileşme ve kentleşme ile birlikte 19. yüzyılda sağlanmıştır.

Sigortacılık faaliyeti Türkiye’ye 19. yüzyılda ekonominin dışa daha dönük bir yapıya kavuşması ile girmiştir. Bunu sağlayan temel unsurlar 1839 Baltalimanı antlaşmaları ve diğer serbest ticaret antlaşmaları ile Tanzimat Fermanı ile getirilen reformlardır. Yine bu unsurların etkisini artıran en önemli devrim buharlı gemicilik faaliyetlerinin yaygınlaşması ile hız ve kargo kapasitesinin artmasıdır. Bu gelişmelerle Osmanlı, sigorta faaliyetleri ile tanışarak dış ticaretle uğraşan tüccarlar Avrupalı tüccarların mallarını sigortalatmaları örneklerini takip ederek taşımacılık risklerini azaltmak üzere nakliye sigortası talebinde bulunmaya başladı. Yine İngiltere ve Fransa’nın deniz nakliyatında sigortayı zorunlu hale getirmesi ile Osmanlı devletinde ihracat ve ithalatın hızlı yükselişi ile birlikte talebi artırmıştır.

Dış ticaretin artması ile birlikte hayat tarzı ve tüketim alışkanlıklarında da değişimler yaşanmıştır. Bu artış, üst düzey bürokrasi, zengin sınıflar ve sarayın yangın, hayat ve eşya sigortası taleplerini beraberinde getirdi. Yine 1870 Pera (Beyoğlu) yangını da talebin artışında kritik öneme sahiptir. Zira yangından daha çok Avrupalılar ve yerli gayrimüslimler ve Levantenler gibi nispeten zengin bir nüfus tabakası etkilenmiş ve nakliye sigortaları dışındaki sigorta alanlarının da talep artışı nedeniyle ülkede yaygınlaşması gündeme gelmiştir. Bu talep üzerine yabancı sigorta şirketleri Osmanlı’da da faaliyet göstermeye başlamıştır.

Sigorta Hukuku bağlamında da ilk olarak 1850 tarihli Kanunname-i Ticarette deniz sigortasına ilişkin hüküm getirilmiş ve 1864’te Deniz Ticaret Kanunu ile deniz sigortası ile ilgili hükümler getirilmiştir. Bu tarihten öncesine yönelik Osmanlı Devletinde sigorta faaliyetleri hakkında bilgiye ulaşılamamaktadır.

Osmanlı Devletinde ilk acenteliği açan şirkete yönelik ulaşılabilen en eski tarihli bilgi 1862 yılında Avusturya’da kurulu Riunione Adriatica Di Sigurta şirketinin İstanbul’da bir acentelik açtığıdır. 1873’te Trabzon’da Helvetia, Lloyd Suisse ve Lyonnaise deniz sigortası işlemleri ve Gironde ise diğer sigorta işlemlerinde faaliyet gösterdiği görülmektedir. İzmir’de 1863 yılında London Sun Insurance Company şube açmıştır.

1880 yılı sonrası ise Duyun-u Umumiye İdaresi ile Avrupa Sermayedarlarının daha rahat hareket etmesi neticesinde farklı ülkelerden çok sayıda sigorta şirketi faaliyete başlamıştır. 1893 yılı Şubat ayında ise İstanbul’da Osmanlı Sigorta Şirket-i Umumiyyesi kurulmuştur. Kurulan şirket, nakliyat, hayat, yangın sigortası dallarında faaliyet göstermeye başlamıştır.

Bu tarihten sonra İstanbul dışında Anadolu’nun birçok yerinde de sigortacılık faaliyetleri kendisini göstermeye başlamıştır. Yukarıda sayılanlar dışında Samsun, Mersin, Adana, İskenderun, Giresun, Ayvalık, Bandırma, Gelibolu, Çanakkale, Tekirdağ, İzmit, Sinop, Edirne, Bursa, Eskişehir, Ankara, Uşak ve Nazilli’de sigorta şirketlerinin çeşitli dallarda temsilciği bulunduğu bilinmektedir. Bu merkezler dikkat edildiğinde buharlı gemi şirketlerinin seyir güzergahlarındaki limanlar ya da dönemin demiryolu güzergahı üzerinde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda sayılan sigorta türlerine ek olarak 20. Yüzyılın başlarında eşya ve kaza sigortaları da yaygın hale gelmiştir.

Osmanlı Devleti 1 Ekim 1914 tarihinden geçerli olarak yabancıların kapitülasyon ayrıcalıklarını kaldırmış ve 13 Aralık 1914’te Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshâma Münkasım Şirketler (Yabancı anonim şirketler ve sermayesi halka açık şirketler) ile Ecnebi Sigorta Şirketleri Hakkındaki Kanun-u Muvakkat çıkarılarak yabancı şirketlere ticaret siciline tescil ve teminat gösterme zorunluluğu getirilmiştir.Bu işlemleri denetlemek için de Ticaret Nezaretine bağlı olarak Sigorta Müdüriyeti kurulmuştur. 23 Mart 1916 tarihli kanunla da işlem ve yazışmaların Türkçe kullanılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu tarihten önce yabancı şirketler kendi dillerinde sözleşmeler hazırlayıp imzalattıklarından ve uyuşmazlıklar konusunda kendi ülke mahkemelerini yetkili gösterdiklerinden, büyük hak kayıpları yaşanmaktadır.

Osmanlı Devletinde yaşayan yerli müslüman nüfus sigortaya karşı gelmişlerdir. Zira, kadercilik ve tevekkül ile dini esaslara aykırı görmektedirler. Bu görüşü ortadan kaldırmak için sigorta şirketleri Şeyhülislam’dan zaman zaman fetva almışlardır. Örneğin 1870 Beyoğlu (Pera) yangını sonrası şirketler Şeyhülislam’dan fetva alarak, “Allah tarafından verilen varlıkları koruma hakkına sahip oldukları” yönünde bir fetva alarak yerli halkın sigortaya bakışını değiştirmeye çalışmışlardır. Bu fetvalar yerli halk üzerinde etkili de olmuştur. Yangın sigortası ve mal sigortalarına yönelik yerli halkın alışkanlığı değişmiş ise de hayat sigortalarına karşı yerli Müslüman halkta halen bir çekince bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu konuda da 1913 tarihli Şeyhülislam fetvasında “Hayat sigortasında sigorta bedelinin helal olabilmesi için sigorta şirketinin yabancı bir ülkede bulunması ve sözleşmenin böyle bir şirketle yapılması gerektiği” ibareleri görülmüştür. Bu bakış, yerli sigorta şirketlerinin kuruluşunu da geciktirmiştir.