The authoritative legal text of this publication is available in Turkish. A reviewed translation has not yet been issued.
(BEDENSEL BÜTÜNLÜĞÜN İHLALİNDEN KAYNAKLANAN ZARARLAR)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 54. Maddesinde bedensel zararlara yönelik tedavi giderlerinin talep edilebileceği düzenlenmiştir. Tedavi giderleri denilmekle her ne kadar ilk başta salt sağlık harcamalarının talep edilebileceği düşünülse dahi, tedavi giderleri kapsamına hukua aykırı fiil sonucu yaptığı veya yapması muhtemel bütün masraflar dahildir. Bu masrafların ayrı ayrı sayılması mümkün değildir.
Bu kapsamda tedavi giderleri adı altında talep edilebilecek unsurlar haksız fiile uğrayan kişinin yaşamını tehdit eden durumdan kurtulması ve mümkün ise eski haline kavuşması, acı ve ıstıraplarını dindirmek, iş görmezliğini ortadan kaldırmak veya azaltmak amacıyla yapılan her türlü sağlık ve tedavi giderleri olarak nitelenmekle birlikte alt başlıklar halinde çeşitlendirme yoluna gidilir ise, hastane giderleri, ilk yardım, spa, kaplıca, doktor, hemşire, hasta bakıcı ücret ve giderleri, muayene, tahlil, ameliyat ve benzeri hizmetleri ücretleri, sağlık kuruluşlarına ve sayılan yerlere ulaşım amacıyla yapılan gidiş-dönüş ücreti, ambulans, fizik tedavi bedelleri, protez, ortopedi tedavisi, estetik tedaviler, pansuman, her türlü ilaç ve munzam gıda, mağdurun yakınlarının geliş-gidiş, refakat ve ikamet giderleri gibi giderler sayılabilir.
Mağdur, bu tedavi giderlerine yönelik belgeleri çoğu zaman toplayamaz veya saklamayı düşünemez. Her ne kadar hukukumuzda öne sürülen iddianın deliller ile ispatı gerekir ise de, kişinin bu şekilde uğradığı haksız fiil neticesinde yapmış olduğu masraflara yönelik belgeleri sunamaması salt olarak istemin reddini gerektirmez. Bu gibi hallerde Yargıtay, tam belgelemenin mümkün olmadığı hallerde tahmini giderin kabulünün gerektiği yönünde karar vermiştir.
Uyuşmazlıklarda, tazmin yükümlülüğü bulunan kişiler mağdura karşı tedavi giderlerinin bir kısmının yapılmasının zorunlu olmadığı veya daha ekonomik şekilde tedavinin yerine getirilebileceğini öne sürebilirler. Mağdurun ortaya koyduğu tedavi giderlerinin zorunlu veya lüzumlu olduğunu ispat külfeti bulunmamaktadır. Bu masrafların iyi niyetle yapılmış olması yeterlidir. Bu kapsamda salt sorumluyu zarara sokmak kastıyla yapılan veya makul olmayan masrafların istenemeyeceği kabul edilmiştir. Yine, olayın oluş şekline ve cismani zararın niteliğine, bedensel bütünlüğün ihlalinin giderilmesine yönelik olarak çok basit veya hayati tehlike arz etmeyen hafif yaralanmalarda olağanüstü masraf yapıldığı takdirde hakime takdir hakkı tanınmıştır. Örneğin, bir trafik kazasında boynu incinen kişinin tedavisi amacıyla spa ve fizik tedavisi alması gerektiğini düşünelim. Bu kişinin dünyaca ünlü ve oldukça uzak bir spa merkezini ve yine fizik tedavi merkezini tercih etmesi ile buna yönelik olağanüstü bir masraf ve ulaşım gideri yapmış olması halinde hakim takdir hakkını kullabilir. Ancak mağdurun sosyo-ekonomik durumu ve konumu itibariyle olağan şekilde bu tip yerlere gittiği tespit edilebiliyor ise hakimin takdir hakkını kullanması yerinde olmayacak, kişiden daha ekonomik tedavi yolunu tercih etmesi beklenmeyecektir.
Uyuşmazlıklarda bir diğer çözümü gereken konu, tedavi giderlerinin bir kısmının henüz yapılmamış olmasıdır. Örneğin mağdur bir kısım ameliyetlar geçirmiş ve kısmi iyileşme sürecinde sorumlulara yönelik istemde bulunmuş olabilir. Kısmi iyileşmenin sona ermesi üzerine kişinin isteğe bağlı estetik operasyon geçirmesi söz konusu olabilir. Bu giderlerin de sorumlularca önceden karşılanması gerekir. Zira, maddi tazminatta tam tazmin yükümü ile amaçlanan mağdurun mümkün olduğunca haksız fiil öncesi durumuna kavuşması amacıyla yapması gereken masraflar ile malvarlığından çıkan değerlerinin toplamının karşılanmasıdır.