Dava açmak, bir uyuşmazlığın çözümü, bir hakkın tespiti veya tanınması amacıyla mahkemeye başvurmak anlamını taşır. Bir davanın nasıl açılacağına yönelik sorunun cevabı hem fiziki olarak nasıl açılacağı hem de hukuki yönden dava açmak için gerekenleri açıklamaktan ibarettir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, Türk Hukukunda avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Bir diğer anlatım ile şahıslar kendi davalarını kendileri açıp yürütebilirler. Ancak, bir davanın açılması ve yürütümünde şahısların hukuku bilmemelerinden, eksik bilmelerinden, yanlış değerlendirmelerinden, hak düşürücü süreler ve usul işlemlerinin yerine getirme şekillerinden kaynaklanan sebeplerle çoğu zaman hak kayıpları yaşanmaktadır. Kişiler, istemlerinde haklı olsalar dahi, yerine getirmeleri gereken iş ve işlemleri süresinde yapmadıklarından davaları olumsuz (davanın reddi) ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle kişilerin dava açarken bir avukat yardımı ile hareket etmesi en iyi yoldur. Zira, dava dilekçesi (dava açmak için gerekli olan dilekçe) bir inşaatın temeli gibidir.
Dava açmak, dava dilekçesi ile ilgili mahkemeye başvurmaktan ibaret olarak görünse de, dava dilekçesinin taşıması gereken zorunlu unsurlar bulunmaktadır. Bu zorunlu unsurlar hem şekil yönünden hem esas yönünden karşımıza çıkmaktadır.
Dava dilekçesinde, davanın hangi mahkemede açılmak istendiği açıkça belirtilmelidir. Hukukumuzda, mahkemeler arasında görev ayrımı bulunmaktadır. Bir diğer anlatım ile davalar konusuna göre farklı mahkemelerde görülmektedir. Örneğin, işçilik alacakları konusunda iş mahkemeleri görevli iken, kira alacakları konusunda sulh mahkemesi görevlidir. Bir tüketici işleminden bahsedilebiliyor ise görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Bazı durumlarda, görevli mahkemenin tespit edilebilmesi bir avukatın hukuki yardımından istifade etmeyen kişiler yönünden zorluk yaratmaktadır. Örneğin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine bağlı davalarda arsa sahibi yükleniciye karşı dava açmakta ise görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi iken, yükleniciden bağımsız bölüm satın alan malik tarafından yükleniciye dava açılması halinde görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Bu gibi teknik ayrımlar bulunması, kişilerin görevli mahkemeyi tespit etmesini zorlaştırır.
Dava dilekçesinde, davacı (istemde bulunan kişi) ve davalı/davalılar (istemin kime yöneltildiği) belirtilmelidir. Davacı, dava dilekçesinde, gerçek kişi ise kimlik numarasına, tüzel kişi ise vergi numarası veya Mersis numarasına yer vermelidir. Bunun yanında tebliğe yarar adresini de belirtmelidir.
Davalının kimlik numarasına yer verilmesine yönelik bir zorunluluk bulunmamakta ise de, adresi bildirilmelidir. Kimlik numarası / Vergi veya Mersis numarası biliniyor ise, mutlaka dava dilekçesinde yer verilmelidir.
Dava dilekçesinde yer alması gereken bir diğer unsur, davanın türü/niteliği veya konusudur. Bir diğer anlatım ile kısaca mahkemeye hangi amaçla başvurulduğu belirtilmelidir. Örneğin, “alacak davası”, “menfi tespit davası”, “tazminat davası”, “tahliye davası”, “ortaklığın giderilmesi davası”, “itirazın iptali davası”, “istirdat davası”, “haksız rekabet davası”, “boşanma davası”, “nafaka davası”, “velayet davası” gibi kısaca belirtmelerde bulunulmalıdır. Bu şekilde dava niteliğinin ortaya konması , davanın tabii olduğu usul ve esaslar ile alınması gerekli harcın maktu veya nispi olup olmadığı yönünden ilk bakışta anlaşılmasını sağlar.
Bir değer ihtiva eden dava açılmak isteniyorsa (alacak davası, menfi tespit davası ve benzeri) ve dava nispi harca tabii davalardan ise dava dilekçesinde dava değeri belirtilmelidir. Davanın kısmi dava olarak açılması veya belirsiz alacak davası açılması hallerine yönelik ayrıntılı bilgiye bu yazımızda yer verilmemiştir.
Yukarıda yer alan unsurlardan sonra dava dilekçesinde, uyuşmazlığa konu olaylar açıklanmalı, ispat için öne sürülen delillerle ilişkilendirilmeli ve talepler açıklanmalıdır. Uyuşmazlığın çözümü için, olayların açık ve net bir şekilde ortaya konması ve delillerin sunulması veya yerinin bildirilmesi çok önemlidir. Zira, hakimin davayı değerlendirirken dikkate alacağı hususlar bunlardır. Açıklamaların, kronolojik sıralamaya göre ve maddeler halinde belirtilmesi anlaşılabilirliği artırır. Dava ile talep edilen hususların da açıkça belirtilmesi gereklidir. Örneğin, trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açılmak isteniyor ise dava dilekçesinde öncelikle kazanın meydana geliş şekli, kaza nedeniyle ortaya çıkan zararların ne olduğu, davalının/davalıların hangi sebeple sorumlu olduğu, davalıdan/davalılardan taleplerin maddi tazminat için ve manevi tazminat için ayrı ayrı ne kadar olduğu, maddi tazminatın niteliğinin ve kapsamının belirtilmesi gereklidir.
Dava dilekçesinde, açıklamalarda ifade edilen olaylara yönelik delillerin bir listesi eklenmeli ve hangi iddianın ispatına yönelik olduğu belirtilmelidir. Yine yukarıdaki örnekten hareketle; trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası açılmak isteniyor ise ve maddi tazminat olarak hastane tedavi masrafları talep ediliyor ise, hastane kayıtları ve yapılan ödemelere yönelik belgeler ibraz edilmelidir.
Dava dilekçesinin son kısmında ise, talep sonucunun açıklanması gereklidir. Bir diğer anlatım ile kısaca, davalıdan/davalılardan ne talep edildiği kısaca ifade edilmelidir. Örneğin, kira alacağına dair bir dava açılmak isteniyor ise sonuç kısmında, “davalıdan XXX tutarında kira alacağının tahsili ile XXX tarihinden itibaren işletilecek yasal/ticari faizi ile tarafıma ödenmesi” denilerek talep sonucu belirtilmelidir.
Dava dilekçesinin yukarıda yer verilen esaslar çerçevesinde hazırlanmasının ardından, taraf sayısından bir fazla olacak şekilde imzalı nüshaları ile birlikte başvurulması gereklidir.
Bu aşamaya kadar dava dilekçesinde hukuken bulunması gereken unsurları açıkladık. Davanın açılmasının bir diğer unsuru ise gerekli harç ve gider avansının ödenmesidir. Bir uyuşmazlığın mahkemece çözülmesi ve karara bağlanmasının avukat tutulmasa dahi şüphesiz ki taraflara bir maliyeti olacaktır. Bu maliyet karşımıza harç ve gider avansı olarak çıkmaktadır. Harç, devletin davaya yönelik aldığı tutardır. Bir diğer anlatım ile mahkemede davanın görülmesi için ödenmesi gereken meblağdır. Gider avansı ise, mahkemece davanın yürütümü esnasında yapılması gerekli işlemlere yönelik harcamaların karşılanması için peşinen alınan tutardır. Örneğin, tebligat işlemleri, bilirkişi incelemesi yapılması, keşif gerekiyor ise bu tutarlar, tanık deliline dayanılmış ise tanıklık ücretleri, gider avansı olarak dava açılır iken alınır. Aşamalarda bu tutarlar harcanır.
Tüm yukarıda yer alan unsurlar tam ise, davanın fiziken açılması işlemleri ise şu şekilde gerçekleşir. Kişi, dava dilekçesi, ekleri ile tevzii bürosu olarak adlandırılan (tevzii bürosu yerine ön büro olarak da isimlendirilen yerler vardır.) veya küçük yerleşim birimlerinde doğrudan yazı işleri müdürüne başvurarak, dava dilekçesini ibraz eder, harçlandırma formu (tevzii formu) düzenlenerek vezne veya ilgili birime yönlendirilir. Yukarıda bahsi geçen harç ve gider avansları ödendikten sonra tekrar ilgili yere başvurularak bu belgeler ibraz edilir ve davanın mahkemesi ve esas numarası belirli olur.
Dava açan kişi artık bu mahkeme bilgisi ve esas numarası üzerinden davayı takip eder. Davanın takibi esnasında yapılması gereken işlemler ise her dava yönünden değişiklik göstermektedir.
Aşağıda taslak bir dava dilekçesine yer verilmiştir.
………………………………… MAHKEMESİNE
DAVACI : A KİŞİSİ (T.C. NO: ………………..)
ADRES :
DAVALI : B KİŞİSİ (VAR İSE T.C. NO …………)
ADRES :
DAVA KONUSU : Alacak davasıdır.
DAVA DEĞERİ : XXX TL
AÇIKLAMALAR
Bu kısımda davaya konu olaylar, uyuşmazlık ve talepler belirtilecek.
DELİLLER
Her bir delil, hangi olayın ispatına yönelik olduğu belirtilerek liste halinde sunulacak.
SONUÇ
Bu kısımda, açıklamalar kısmında ortaya konan uyuşmazlık nedeniyle davalıdan ne tür bir istemde bulunulduğu açıkça belirtilecek.
TARİH DAVACI A KİŞİSİ
İMZA
DAVA DİLEKÇESİ EKİNDE BELGE SUNULUYOR İSE BU KISIMDA LİSTE HALİNDE YER VERİLECEK