Uygulamada, finansal kuruluşlar (banka) tarafından tüketiciye kullandırılan kredinin teminatını teşkil etmek üzere çeşitli sigortalar yaptırılması talep edilmekte veya bizzat banka tarafından sigorta acentesi sıfatıyla sigortalar yaptırılmaktadır. Sigorta primleri de çoğu zaman kredi kullanan tüketiciye yansıtılmaktadır.
Esasen bir borcun teminatını teşkil etmek üzere sigorta yapılması, hem alacaklı hem de borçlu lehinedir. Borçlunun kendisi veya sigorta konusunun bir mal olduğu durumlarda bu mallar çeşitli sebeplerle zarara uğrayabilir. Örneğin borçlu durumda bulunan tüketici vefat edebilir, kaza veya hastalık neticesinde malul kalabilir, çalışma gücünü yitirebilir. Aynı şekilde sigorta konusu mal da yangın, deprem, su baskını, sel, hırsızlık, kaza gibi nedenlerle zayii olabilir veya önemli oranda değerini yitirebilir. Bu şekilde bir zarar meydana gelmesi pek tabiidir ki borcu sona erdirmeyecek ve tüketicinin kredi borcu aynı şekilde devam etmesine rağmen ödemesi bir hayli güçleşecektir. Tüketici kredilerine bağlı sigorta yapılması halinde ise karşılaşılması muhtemel olaylar neticesinde bir zarar meydana gelirse, sigortacı bu zararı karşılayacaktır. Bu öngörülemeyen bir zarara uğrayan tüketicinin kredi borcunun sigortacı tarafından ödenmesi nedeniyle tüketici yararına, zarar neticesinde ödeme güçlüğü yaşaması muhtemel kredi borçlusu olan tüketicinin borcunun sigortacı tarafından bankaya ödenecek olması ve kredinin karşılıksız kalmaması yönünden de banka yararınadır.
Bu yazının konusunu tüketici kredilerine bağlı sigortanın zorunlu olup olmadığı veya hangi sigortaların talep edilip edilmeyeceği değil, yukarıda belirtilen şekilde krediye bağlı bir kısım sigortalar yapılması halinde bu sigorta primlerinin kim tarafından ve ne şekilde karşılanacağını, sigorta prim bedellerinin tüketiciye yansıtılıp yansıtılamayacağı ve sigorta yenilemelerinde de taraflara ne gibi hak ve yükümlülükler getirildiği oluşturmaktadır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4. Maddesinin 3. Fıkrasında; “Tüketiciden; kendisine sunulan mal veya hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile sözleşmeyi düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yapmış olduğu masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Bankalar, tüketici kredisi veren finansal kuruluşlar ve kart çıkaran kuruluşlar tarafından tüketiciye sunulan ürün veya hizmetlerde ise tüketiciden faiz dışında alınacak her türlü ücret, komisyon ve masraf türleri ile bunlara ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın görüşü alınarak bu Kanunun ruhuna uygun olarak ve tüketiciyi koruyacak şekilde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” Düzenlemesi bulunmaktadır. Madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından hazırlanan 03.10.2014 tarihli 29138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri de değerlendirilmelidir. Bu kapsamda anılan yönetmeliğin 5. Maddesinin 5. Fıkrasında “Kuruluşlar tarafından sunulan ürün veya hizmetlere ilişkin sigorta sözleşmelerinin, ürün veya hizmetlere ilişkin sözleşmelerden ayrı olarak düzenlenmesi zorunludur.” Düzenlemesi getirilmiştir. Aynı yönetmeliğin 6. Maddesi ile de; “Kuruluşlar tarafından ücretlendirilebilecek olan ürün veya hizmetler Ek-1'de sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmanın işlemlerin finansal niteliklerine göre ayrımı Kurumun uygun görüşü alınarak Birlikler tarafından yapılır. Bu Yönetmelik ve ekinde yer alanların dışında herhangi bir ürün veya hizmet için ücret alınamaz.” Yönünde düzenleme getirilmiş ve yönetmelik ekinde ücretlendirilebilecek ürün veya hizmetler sıralanmıştır. Ürün veya Hizmet Sınıflandırmaları;
“1. Bireysel Krediler
1.1. Tahsis Ücreti
1.2. Ekspertiz Ücreti
1.3. Taşınır ve Taşınmaz Rehin Tesis Ücreti
2. Mevduat/Katılım Fonu
2.1. Hesap İşletim Ücreti
2.2. Para Çekme Ücreti
3. Para ve Kıymetli Maden Transferleri
3.1. Elektronik Fon Transferi/Kıymetli Maden Transferi Ücreti
3.2. Havale Ücreti
3.3. Swift Ücreti
4. Kredi Kartları
4.1. Yıllık Üyelik Ücreti
4.2. Ek Kart Yıllık Üyelik Ücreti
4.3. Kart Yenileme Ücreti
4.4. Nakit Avans Çekim Ücreti
5. Diğer
5.1. Kiralık Kasa Ücreti
5.2. Kampanyalı Ürün veya Hizmetler Ücreti
5.3. Fatura Ödeme Ücreti
5.4. Arşiv - Araştırma Ücreti
5.5. Onaya Bağlı Bildirim Ücreti
5.6. Başka Kuruluş ATM'sinden Yapılan İşlem Ücreti
5.7. Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Yapılan Ödemeler
5.8. Üçüncü Kişilere Yapılan Ödemeler” şeklinde sıralanmış ve sayma usulü ile belirlenmiştir. Sayılan ücret ve hizmetler arasında krediye bağlı sigorta primlerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
6502 sayılı TKHK’un 29. Maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, tüketicinin yazılı veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla açık talebi olmaksızın kredi ile ilgili sigorta yaptırılamaz. Tüketicinin sigorta yaptırmak istemesi hâlinde, istediği sigorta şirketinden sağladığı teminat, kredi veren tarafından kabul edilmek zorundadır. Bu sigortanın kredi konusuyla, meblağ sigortalarında kalan borç tutarıyla ve vadesiyle uyumlu olması gerekir. Uygulamada bankalar kredi sözleşmelerine, bir kısım sigorta türlerinin yapılması konusunda tarafların anlaştığına yönelik hükümler eklemişlerdir. Bu hükümlerin yanında da kredi kullanımı esnasında tüketiciden yazılı şekilde sigorta yapılması talimatına ilişkin yazılı beyan almaktadırlar. Sigorta yapılması konusunda tüketiciden böyle bir talimat alınması 29. Maddede düzenlenen koşulun yerine getirilmesi anlamına gelmekte olup, sigortanın tüketicinin isteği ve talimatı üzerine yapılması sigorta priminin tüketici tarafından ödeneceği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kredi kuruluşu olan bankanın kendi çıkarı için yapılmasını öngördüğü sigortanın giderini her halükarda tüketiciye yüklemesi TKHK 4. Maddesinin 3. Fıkrası hükmüne aykırı düşmektedir.
Kanunun bankaya yüklemiş olduğu bir diğer sorumluluk da bilgilendirme yükümlülüğüdür. Banka, gerek kredi sözleşmesi bağlamında tahsil edilecek ücretlere yönelik olarak gerek ise krediye bağlı sigorta yaptırılması halinde sigorta türü ve teminatlara yönelik bilgilendirme yapmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi halinde bankanın sorumluluğu bulunacağı tartışmasızdır. Yargıtay uygulamasında, kredi sözleşmesinde bir kısım sigortaların yaptırılmasının istenmesinin tüketici bakımından haksız şart sayılmayacağı kabul edilmiştir. Bu hükümlerin haksız şart sayılmayacağının kabulü ile beraber, sözleşmede yer alan sigorta primlerinin ve yenileme halinde de prim ödeme borcunun tüketiciye yükletileceğine yönelik hükümlerin de haksız şart sayılamayacağı değerlendirilmektedir. Her ne kadar krediye bağlı sigorta yapılması tüketici yararına olduğundan haksız şart sayılmayacak ise de, bu hükümlerin müzakere edilmiş olması ve tüketiciyi bilgilendirme yükümü banka üzerinde devam etmektedir. Bu bakış açısı ile Yargıtay içtihatları değerlendirilmeli ve haksız şart ve genel işlem koşulu hükümleri doğrudan dışlanmadan inceleme yapılmalıdır. Zira bir kısım Yargıtay kararlarında sözleşmede yer alan sigorta yaptırılması konusunda tüketici ile anlaşıldığı ve tüketicinin açık talimatı bulunmasına karşın kredi kuruluşu banka tarafından sigortanın hiç yaptırılmaması veya sigortanın gereği gibi yaptırılmaması halinde bankaya kusur atfedildiği, yine sigortanın yenilenmesinde bildirim yükümü bankada bulunmakla da, usule uygun bir bildirim bulunmaz ise bankanın sigortalı tüketici ile birlikte kusurunun bulunduğu kabul edilmiştir. Dikkat edilir ise kararların bir kısmında primin tüketici tarafından ödenmiş olup olmadığı veya yenileme tarihlerinde primin ödenip ödenmediği de değerlendirilmiş değildir. Yargıtay bu anlamda, sigorta priminin tüketici tarafından ödenmesi gerektiği veya ödenmiş olması, banka tarafından talep edilmiş olması gerektiği yönünde bir görüş ortaya koymamıştır.
Bu kararlarda ayrıca “sigorta ettiren” tanımı da irdelenmiş değildir. Hayat sigortalarında TTK 1490 hükmü uyarınca sigorta ettirenin sigortalı olmaması da mümkündür. Prim ödeme yükümü sigorta ettirene ait olduğuna göre, sigorta ettiren ve dain-i mürtehin banka olduğu durumlarda primin kim tarafından ödeneceği kanun hükmü de dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Yargıtay bir kararında ; “…Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kredi borçlusunun hayat sigortası ile sigortalanması hususunu düzenleyen kredi sözleşmesinin 15.2 maddesi ve talimat adlı belgedeki düzenleme karşısında davacıları borçtan kurtaran bir davalı banka kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır…bankalar tarafından kredi verilmesi, yapılması isteğe bağlı sigortaların yaptırılması şartına bağlanmakta, bu sigortaları yaptırmayan tüketicilere kredi kullandırılmamaktadır... Kural olarak banka tüketiciyi sigorta yaptırmaya zorlayamaz ise de bu konuda kredi sözleşmesinin kurulmasından önce bankanın tüketiciyi bilgilendirme yükümü altında olduğu kabul edilmelidir. Sözleşmenin imzalandığı tarihte tüketiciye kredi açarken kendi alacağını, menfaatleri doğrultusunda teminat altına alırken, tüketicinin ölümü halinde eş ve çocukları koruyacak şekilde kredi borcunun sigortalanması konusunda bilgilendirme yapmaması hukuken korunamaz. Banka kredi hakkında bilgilendirme yükümlülüğünün yapıldığını ispat etmek zorundadır. Olayda davalı bankanın ……. Tarihli bilgilendirme formu adlı içeriği doldurulmamış olan belge ile bilgilendirmeyi yapmadığı açıktır. Bu nedenle tüketiciyi sigorta konusunda bilgilendirmediği için bankanın az da olsa kusurlu olduğu kabul edilmelidir. Hal böyle olunca kredi borcunun teminat altına alınması için sigorta poliçesi düzenlenmemesinde bankanın da müterafik kusur üzerinde durularak TMK 2. Maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına göre zararın paylaştırılması gerekirken… davanın reddine karar verilmesi uygun görülmemiştir.” Yönünde karar vermiş ve sigorta poliçesinin yapılması yönünde sözleşmede hüküm bulunması ve talimat alınması halinde prim ödenmemiş olsa dahi bankanın sorumluluğu bulunduğu karar altına alınmıştır.
Sigorta yenilemelerinde de bankanın bildirim yükümü bulunduğu ve talimat var ise talimata uygun davranarak sigortayı yenilemesi gerektiği tartışmasızdır. Bankanın aynı zamanda sigorta acentesi ve sigorta aracısı olduğu hallerde bu bildirimin yapılmaması doğrudan bankayı kusurlu hale getirmektedir. Sigortacının tüketici tarafından seçilmesi ve bankanın ayrıca sigorta acentesi konumunda bulunmaması halinde ise hayat sigortalarında TTK 1502. Maddesi dikkate alınmalı ve en az bir yıldan beri yürürlükte bulunan sigorta sözleşmelerinin prim ödenmesinden muaf hale geldiği de değerlendirilmelidir.
Bu sonuç itibariyle, tüketici kredilerine bağlı sigorta yaptırılması konusunda kredi sözleşmesinde hüküm bulunması ve primin tüketici tarafından ödeneceğine yönelik açık hüküm bulunması halinde bu hükmün bilgilendirme yükümü yerine getirildiği hallerde haksız şart sayılamayacağı, yine kredi sözleşmesinden ayrı şekilde düzenlenen sigorta sözleşmesine ilişkin hükümlerin de Finansal Tüketicilerden Alınacak Ücretlere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 5. Maddesi bağlamında ayrı sözleşme ile düzenlenmesi gerekmesi karşısında bu sözleşmenin de tüketiciyle müzakere edildiğinin anlaşılması ve bilgilendirme yükümünün açıkça yerine getirilmesi halinde sigorta primlerinin tüketici tarafından ödenmesi veya bankaya açıkça hesaplardan tahsil edilmesine yönelik yetki verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Ancak, kredi sözleşmesinde sigorta yaptırılmasına ilişkin hüküm bulunmakla birlikte primin ödeme şekline dair bir hüküm bulunmuyor ise tüketicinin sigorta yaptırılmasına yönelik açık talimatı bulunduğu hallerde, tüketici aleyhine sözleşmenin değiştirilmesi yasağı ve bankanın alabileceği ücret ve masrafların kanun ile belirlenmiş olması karşısında artık primin tüketiciye yükletilemeyeceği ve bankanın kendi menfaati de dikkate alınarak banka tarafından sigorta yaptırılması gerektiği değerlendirilmelidir. Yine, bankanın bilgilendirme yükümünü gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmede yer alan sigorta yaptırılması şartları yerine getirilmedi ise, tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu değerlendirilmelidir.
Kaynak ve dipnotlar
- ÜNAN S.; Sigorta Tüketici Hukuku s.66 vd.
- Yargıtay 13. HD. 01.12.2016 2015/31586 E. 2016/22675 K.